DOĞUNUN YÜKSELEN GÜNEŞİ DOĞUBAYAZIT
 
AnasayfaPortalTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 KRAL MARX YAŞAMI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
eaSTBazid
Admin


Mesaj Sayısı : 127
Kayıt tarihi : 24/05/09
Yaş : 26
Nerden : Güneşin İlk Doğdugu Yer Doğubayazıt

MesajKonu: KRAL MARX YAŞAMI   Çarş. Ağus. 26, 2009 7:17 pm

KARL MARX
KARL MARX: YAŞAMI, DÖNEMİN TOPLUMSAL EKONOMİK SİYASAL GELİŞMELERİ

Karl Marx 5 Mayıs 1818'de Prusya'nın Ren boyundaki Trier kentinde doğmuş, 14 Mart 1883'te Londra'da ölmüştür. Marx ailesi, iktisadî ve toplumsal yapısı Fransız Devriminin derinden derine değiştirdiği bir eyalette oturuyordu. Devrim ve Napoleon, Rhin'in sol kıyısında siyasal, uygar ve malî eşitliği getirmişlerdi ve 1815'ten sonra Ren eyaletine egemen olan Prusya bu reformlara başlangıçta dokunmamıştı.

Karl Marx, bir hahamlar ailesinden geliyordu. Büyük babası Yahudi topluluğunun başında bulunmuştu. Babası Heinrich hukuk eğitimi almış, avukat olmuş ve kendisine saygın bir yer edinmişti. Baba Heinrich'teki Fransız devrimine olan sempati, oğul Marx'ta da izler bırakacaktı. Cogniot, baba Heinrich'teki bu aktivist sempati ruhunu onun Gazino Edebiyat Derneği eylemlerine katılmasından, üç renkli Fransız bayrağına saygı göstermesinden ve hatta bir şenlik sırasında Marseillaise'i* (bile) söylemesinden ve daha bir çok yaşantı derlemesinden çıkarmaktadır.

Yahudi olan ailesi, Karl Marx altı yaşında iken, hükümetin uyguladığı ırk ayrımı politikasının kötü sonuçlarından kurtulmak için Protestanlığı kabul etmiştir. Aslında Yahudiler başka yerlerde haklarından yoksun bırakılmadıkları halde, Ren eyaletinde tam bir eşitliğe sahiplerdi. Ancak ne var ki çok geçmeden, Prusya onların kamu görevlerine ve serbest mesleklere girişini yasaklayacaktı. Heinrich Marx'ın 1817'de protestanlığa geçişinin nedeni de buydu ve bunu da 1824-1825 yıllarında, çocuklarıyla karısının vaftizi izledi. Rasyonalizme çalan bir hristiyanlığa bu dönüş, Marx'ın gençliğinden beri modern anlayışa yabancı saydığı sıkı Yahudi ortodoksluğuna karşı olan babasının derin inançlarına aykırı bir şey değildi.

Çocukluğu itibariyle kitapların ve müziğin baş köşeyi tuttuğu, ilginç ziyaretçilerin eksik olmadığı bir evde, sevecen bir anne tarafından üstüne titrenilen, kültürlü bir baba tarafından yönetilen, bir çok erkek ve kız kardeşle çevrili güzel ve sevimli bir çocukluk yaşadı. 1830'dan 1835'e kadar Karl Marx, liberal etkilerin güçlü olduğu Trier Lisesinde okudu. Daha o döneminde Almanca kompozisyon sınavında Bir Gencin Bir Meslek Seçimi Üzerindeki Düşünceleri adlı makalesinde, sonraki yaşamında doktrinleştirerek savunacağı düşüncelerinin ilk kıvılcımlarını görmek mümkündür. Şöyle diyordu Bir genç için en tehlikeli meslekler, onu yaşama bağlayacak yerde, soyut hakikatlerle uğraşan mesleklerdir.

Marx, Trier Lisesini bitirdikten sonra, önce Bonn, sonra Berlin Üniversitesine girdi; ukuk ama özellikle tarih ve felsefe okudu. Ne var ki; sıra bir doktora tezi hazırlamaya geldiğinde konusunu hukuk değil de felsefeden seçmişti. Demokritos'un Doğa Felsefesiyle Epiküros'un Doğa Felsefesi Arasındaki Fark adlı bu tezini 1841'de sunarak öğrenimini tamamlayacaktı.Ancak Marx, öğreniminin ana konusunu değiştirme işini babası ile çatışmak pahasına gerçekleştirmişti. Babası Heinrich Marx, oğlunun entelektüel yeteneklerini beğeniyor, onun ünlü bir avukat ya da yüksek bir memur olmasını istiyordu. Oğlunun üniversite dersleri dışında, ansiklopedik bir kültür edinmek ve kendini felsefeye alıştırmak için ayırdığı, gerçekte yoğun bir çalışmayla geçen yılları, bir zaman kaybı,tüm bilgi alanlarında bir serserilik olarak görüyordu. Marx, babasına çektirmek zorunda kaldığı acıdan dolayı üzülüyordu.

Berlin'de felsefe demek, Hegelcilik demekti. George Wilhelm Friedrich Hegel 1831'de ölmüştü ama öğretisi Alman düşüncesi üzerinde hüküm sürmekte devam ediyordu. Hegel adı, Marx'ın öğrenimiyle birlikte, ilk yayınlarını da egemenliği altına alacaktı.

Hegel idealist bir filozoftu. Tüm oluşun temeline,mutlak idea'nın, ilksiz ve sonsuz Tin'in gelişmesini koyuyordu. Maddî dünya, onun bir çeşit yansısından başka bir şey değildi. Tin, ardı arkası kesilmeyen bir hareketle gelişiyor ve böylece, tarihi aşağıdan yukarıya, derece derece sıçramalarla aşamadan aşamaya ilerletiyordu. Tin'in ve onun insan oluşumu içindeki gerçekleşmesinin tarihsel bakımdan alışılmış aşamaları, her türlü varlık hakkını yitiriyor ve yerlerini başka aşamalara bırakıyor ve böylece ide'nin rasyonel niteliğini ve sonuç olarak zorunluluğunu doğruladığı yeni ve hayat dolu bir gerçeklik ortaya çıkıyordu. Diyalektik adı verilen zaman içindeki bu açılma, bu sürekli gelişme ve değişiklik, ide'nin kendinin bilincine eriştiği aşamaya, yani pratik olarak Hegel'in sistemine ve onun yaşadığı çağa vararak, en üstün dışavurumunu ve doruğunu bulmuş oluyordu.Diyalektiğin doruğu olarak gördüğü bu üstün cisimleşmenin Prusya monarşisi olduğunu da ileri sürüyordu. Prusya, Yena'dan sonra gerçekten yenilenmişti; bir devrimin bedelini ödemeksizin Fransız Devrimi'nin bazı toplumsal başarılarını benimseyerek, rasyonel bir devlet haline gelmiş gibi görülebiliyordu. Ancak Hegel'deki diyalektik kavramı ile ide kavramları farklı çevrelerce bambaşka yorumlanıyordu.Bu nedenle, birbirinden çok farklı felsefî ve siyasal görüşlerin sahipleri hegelci olduklarını söyleyebiliyorlardı. Prusya devletinin mutlak idenin gerçekleşmesi olarak kabul edilmesi vurgulanarak, tutucu görüş açısı ve siyasette de gerici fikirler kabul ediliyordu. Diyalektik esas alınarak, feodal ideolojiye, dine ve siyasal rejime karşı savaşıma sürükleniliyordu.Söz konusu savaşımın bu ikinci kısmı içinde yer alanlara Genç Hegelciler deniliyordu.

Marx, eleştirici bir kafaya sahip gençler topluluğu olan Doktorlar Kulübüne girdi. Bu kulüpte siyasal ve toplumsal etkinlikle doğrudan doğruya ilişkisi olmasa da, tutkulu bir biçimde Hegel felsefesi tartışılıyor ve bu felsefeden polemik ve tanrı tanımaz sonuçlar çıkartılmasına çalışılıyordu. Bu tartışmalarda Marx canlandırıcı bir rol oynuyordu. Marx sol Hegelciler olarak adlandırılan bu grup içerisinde idi fakat Hegel'i büsbütün kabullenmiyordu.Hegel, Epiküros'un materyalizmiyle adamakıllıtanrı tanımazlığını kınadığı halde Marx, bu düşünürün boş inan ve dine karşı cesurca savaşımına hayranlık duyuyordu.Marx'a göre Epiküros, yapıtı bir kurtuluş yapıtı olan bir rasyonalist, Yunanlıların en büyük aydınlanmacı filozofu idi.

Eleştirel tavrına polemiklerdeki sivri dili de eklenince hocaları tarafından da çok dikkat çekiyordu. Hocalarından Moses Hess'in yazar B. Auerbach'a 2 Eylül 1841 tarihli mektubunda şunlar yazmaktadır:

... Çok yakında, yapıtları ve dersleriyle açıkça ortaya çıktığı zaman, tüm Almanya'nın gözlerini kendi üzerine çekecek olan, yaşayan en büyük, hattâ tek gerçek filozofla tanışmayı bekleyebilirsin.

... Doktor Marx, gözbebeğimin adı bu, olsa olsa yirmi dört yaşında, dine ve ortaçağ zihniyetine ölüm vuruşunu indirecek olan gencecik biri. En derin ve en ciddî felsefî anlayışa, en iğneli alaycılığı ekliyor; Rousseau, Voltaire, Holbach, Lessing, Heine ve Hegel'i bir arada toplanmış olarak değil, bir tek kişi halinde birbirlerine kaynaşmış olarak düşün, doktor Marx'ı bulacaksım.

Marx'ın siyasî düşüncelerindeki ilericilik, profesör olmak umuduyla Bonn'a yerleştiğinde Berlin hükümetinin siyasî kadrolaşma politikasına takıldı.Bu dönemde hükümet politikası, -Ludwig Feuerbach'ı kürsüsünden uzaklaştırdığı gibi- Profesör Bruno Bauer'in Bonn'da konferanslar vermesini yasakladığı gibi Marx'ın yeniden üniversiteye girmesini engellemiştir. Böylelikle Marx düşünsel faaliyetlerini devam ettireceği yeni alanlar yaratma arayışına girmiştir. Böyle bir arayış sürecinde Ren Gazetesi (Rheinische Zeitung), hükümet karşıtı olan ilerici fikirlerin propagandası için Marx'a bir kürsü sunuyordu. Gazete 1 Ocak 1842'de hızlı bir iktisadî gelişme içinde bulunan bir kent olan Köln'de, özellikle Ren ticaret ve sanayisini Berlin hükümetinin tarımcı ve ezici siyasetine karşı korumak isteyen liberal burjuvalar tarafından kurulmuştu.* Ren eyaleti, Prusyanın iktisadî gelişmesi en ileri gitmiş eyaletlerinden biriydi. Marx, mutlakiyete karşı ağır eleştiriler yönelterek çalışan kesimlere kışkırtıcı bir dil ile sesleniyordu. Profesör Bruno Bauer'in de yazdığı gazetede çalışmaya Nisan'da başlamış ve sansüre karşı büyük çabalarla ayakta durmasında önemli rol oynamış, Ekim ayımda da 24 yaşındaki doktor Marx gazetenin başyazarı olmuştur.

Başyazarlığı döneminde Marx, bir yandan muhafazakâr Prusya hükümetine karşı yazılar yazarken, diğer taraftan da Genç Hegelci arkadaşlarını siyaset dışında kalan aydın olmakla suçlayan yazılar kaleme alır. Bu dönemi, Marx'ın Hegelcilikten yavaş yavaş kopuşunun işareti olarak adlandırılabiliriz. Genç Hegelcilerin kendilerine kurtulmuşlar adını taktığı bu dönemi Marx açısından ele alan Cogniot,Kurtulmuşlarla bozuşma, kaçınılmaz bir şeydir demektedir. Marx'ın sol Hegelcilerle arayı açmasında rol oynayan bir başka etken de Ren Gazetesinin genel yayın anlayışıdır. Aslıda tam olarak iddia edilmesi güç olsa da daha fazla ağırlığını hissettirmesi açısından Fransız sosyalizm ve komünizminin biraz da felsefî yorumlarının hakim olduğu bir anlayış vardır gazetede. Ve gazete 31 Mart 1843'te tamamen kapatılır.

ÇATIŞMALARLA DEĞİŞEN DÜNYA İÇİNDE MARX
Marx'ın bildiğimiz Marx olarak dönüşüm sağlayacağı süreç tam da Ren Gazetesine başyazarlık yaptığı ve kapatılmasına yakın olduğu zamanlara tekabül eder. Ren Gazetesinde felsefî düşüncelerini olanca inatçılığıyla koruyan Marx'ın bu dönemde giderek daha fazla politikleştiğini söyleyebiliriz. Çünkü bu dönemde ekonomik ve toplumsal sorunlarda büyük patlama ve değişimlerin yaşandığı bir gerçektir. Bir düşün adamı olmanın ötesinde gazeteci kimliği ile eylem adamı olarak da tarif etmek mümkündür Marx'ı. Ancak eylem adamından kastettiğimiz, bazı örgütler ve partiler içerisinde yer almasıdır. Gündelik pratik siyasette çoğu zaman Komünist Manifesto'da olduğu gibi ideologluk yapmasından yola çıkarak bu yargımızı dile getirmenin yanlış olmayacağını düşünüyoruz. Bu bağlamda Marx'ın, dönemin gelişen yeni toplumsal ve ekonomik dönüşüm süreçlerine bir gazeteci ve politikacı olarak katıldığı dönemin en genel ana hatlarıyla ele alınmasının, onun politikleşmesi ve bu yanıyla da düşünceleri ve düşünme yönteminde ideolojik etkilerin nasıl geliştiğini anlamamız açısından önemli olduğunu söyleyebiliriz.

Düşünce hayatına felsefî yanı ile dahil olan Marx'ın bu dönemde toplumsal ve ekonomik sorunlara gösterdiği yoğun ilginin, çok daha genel ve çok daha derin bir nedeni vardı. Düşünceleri büyük tarihsel olayların hazırlandığı bir dönemde oluşuyordu. Batı Avrupa'da kapitalizmin yerleşip pekişmesi, sınıflar savaşımının güçlenmesi ve işçi sınıfının tarih sahnesine çıkışı sonucunu vermişti.

Geri kalmış ve yarı feodal Almanya'da burjuva demokratik devrim olgunlaşır ve bu arada çalışan yığınlar doğuş halindeki kapitalizmin ikili baskısı halinde yaşarlarken, işçi sınıfı İngiltere ve Fransa'da daha o zamandan büyük önem taşıyan açık mücadelelere girişiyordu. Fransa'da Lyon ipek işçileri 1831 ve 1834 yıllarında ayaklanmışlardı; İngiltere'de işçi sınıfının ihtilalci hareketi, doruğuna 1842'de erişen çartizm* biçimi altında belirginlik kazandı. Burjuvazi ile işçi sınıfı arasındaki mücadeleler bu dönemde tarih sahnesinde başyeri tutmaya başlıyordu.İngiltere'deki çartizm 1832-35 yılları arasında burjuvazi ile işbirliği halinde olan İngiliz işçi sınıfının bu ittifakta devamın hüsran olacağı kanısına erişmesinin ardından ortaya çıkmıştır. Bunun ardında İngiliz işçi sınıfı daha sonra bağımsız işçi partisi olarak hem politik hem de ekonomik aksiyonla (eylemle) amaçlarının gerçekleştirilmesi yolunda çaba gösterecekti. 1848'e kadar da etkinliğini bir çok reform sağlayarak koruyacaktı. Bunlar: Çocukların çalışmaktan korunması için ilk yasa (1833), basın yasası (1836), ceza yasasının reformu hakkındaki yasa (1837), kadınların ve çocukların fabrikada çalışmasıyla ilgili ilk yasa (1842), siyasî dernekler yasası (1846), hububat vergilerinin kaldırılması hakkındaki yasa (1846) on saatlik iş günü yasası (1847)'dır.İşte bu dönemde işçi sınıfının taleplerine dönük hakların yasal yollardan tek tek alınmaı şeklinde yürütülen mücadeleler içinde Marx'ıbir çok dernek içerisinde konuşma yaparken görmek mümkündür. Bu konuşmalarından biri olan Uluslar Arası Emekçiler Derneğinin Açış Konuşması'nda Marx'ın ideolojik inanç aşılayıcı sözlerini Beer şöyle aktarıyor.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bazid.forumdizini.com
eaSTBazid
Admin


Mesaj Sayısı : 127
Kayıt tarihi : 24/05/09
Yaş : 26
Nerden : Güneşin İlk Doğdugu Yer Doğubayazıt

MesajKonu: Geri: KRAL MARX YAŞAMI   Çarş. Ağus. 26, 2009 7:19 pm

On üç yıl boyunca, hayran olunacak kadar ısrarla sürdürülen bir kavgadan sonra İngiliz işçileri, on saatlik iş gününü zorla kabul ettirmeyi başardılar... On saatlik iş günü yasası yalnız uygulamada kalmadı, bir başlangıcın zaferi oldu... Tarihte ilk olarak, burjuvazinin ekonomi politiği, proleteryanın ekonomi politiği tarafından yenilmiş oldu. Ama emeğin ekonomi politiğinin, varlıklı sınıfların ekonomi politiğine karşı kazanacağı daha büyük bir zafer de vardı. Ortak hareketten ve özellikle üretim kooperatiflerinden söz etmek istiyoruz.

Bu dönem tek ülke eksenli bir mücadele ortamını yaşamıyor kapitalizmin gelişimine koşut olarak belirginleşen işçi sınıfı örgütlülükler temelinde bir çok ülkede siyasal iktidarları demokratik açılımlar doğrultusunda ve çoğu zaman da direkt olarak iktidara talip olmak kaydıyla zorluyordu.1830'dan 1839 Fransa'nın çeşitli bölgelerinde, ister cumhuriyetçi ister sosyalist bir çok ayaklanma denemeleri oldu. Fransa, gitgide daha çok sosyalist fikirlerin kendilerine edindikleri yurt odu. Romancılar, teoloji bilginleri, iktisatçılar, hukukçular kapitalist rejimi mahkûm etmek konusunda âdeta yarışa girdiler.Fransa'da sınıf saflaşmalarının belirgin biçimde yaşanmasına paralel olarak örgütlenme biçimlerinde de oldukça çeşitlilikler görülüyordu. Bu dönem Fransa'sında oldukça etkili olan Carbonari, Halkın Dostları, Mevsimler Topluluğu, Yeni Mevsim ve tabiki Blanquistler. 1848'de Şubat ihtilali gerçekleşti.Kral kaçtı; halk, geçici hükümetin üyelerinin bir listesinin yapıldığı gazeteler önünde toplanarak bu listeyi kabul etti.

Almanyadaki değişme ise kapitalizmin Fransız etkisi ile önce Ren'de gelişme göstermesi ile birlikte Almanya'ya biraz daha geç dönemde başlamıştır. Özelikle sosyalist düşüncelerin Almanya'da belirişi olarak Beer 1844 yılını temel alır. Kendine özgü Alman sosyalizminin belirginleştiği bu dönem Marx'ın da Hegelcilikten kopmaya başladığı döneme tekabül eder. Almanya'da siyasî otoritenin baskıcı olması nedeniyle Alman sosyalistleri genel de yurt dışında gizli örgütlerde toplanmışlardır. Bu örgütlerin en bilinenleri Sürgünler Birliği ve Doğrular Birliği idi.[22] Bu tarihlerde Marx Engels ile tanışacak ve aralarında oldukça sıkı bir düşünce arkadaşlığı gelişecekti. Daha sonradan Komünistler Birliği adını alacak olan Doğrular Birliği örgütüne dışardan yön vermeye çabalayarak kendi sosyalist anlayışlarının propagandası için uğraş vereceklerdi. Marx bu arada öğrencilik yıllarından beri mektuplaştığı komşu kızı Jenny von Westphalen ile evlendi.

Marx'ın düşüncesi üzerinde Hegel'den sonra en fazla etki yapan Ludwig Feuerbach olmuştu. Feuerbach bir materyalistti. Din'in, insan türünün üstün niteliklerini tanrıya aktararak, insanı Tanrı yararına yoksullaştırdığını (yabancılaştırdığını) savunuyordu. Fakat Marx'taki etkisi, eleştirel bir gözden geçirmenin ardından vücut bulacaktı. Marx'a göre Feuerbach'ın yanılgısı Hegel'deki diyalektik kavramını göz ardı etmesiydi. Marx, Feuerbach'ı, materyalizmi doğaya çok, siyasete az[23] uygulamakla eleştiriyordu. Alman İdeolojisi Feuerbach'ta şöyle diyecekti: Feuerbach, dinsel özü, insan özünde çözüyor. Ama insan özü, tek tek her bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir. Gerçekliği içinde o, toplumsal ilişkilerin bütünüdür... İşte bu nedenledir ki Feuerbach, dinsel duygunun kendisinin bir toplumsal ürün olduğunu ve tahlil ettiği soyut bireyin aslında belirli bir toplumsal biçime ait olduğunu görmüyor... Toplumsal yaşam, özünde pratiktir. Teoriyi gizemciliğe saptıran vütün gizler, ussal çözümlerini, insan pratiğide ve bı pratiğin anlaşılmasında bulurlar... Filozoflar yalnızca dünyayı değişik biçimlerde yorumladılar, önemli olan onu değiştirmektir.[24] Feuerbach'ın öğrettiklerinden hiçbir eylem öğretisi çıkmıyordu. Marx'ın bu dönemde -gerek İngiltere ve Fransa ve gerekse de Almanya da baş gösteren kısmi ihtilallerin etkin olduğu psikolojik ortamda- üzerinde en çok yoğunlaştığı ve beklentisi olan konulardan biri de pratik örgütlülükler sağlamakla devleti dönüştürmek idi. Bu bağlamda Hegel'in tarihin tini olarak gördüğü toplumu değiştiren devleti yerine, aslî öge ve değişimin dinamiği olarak toplumu koyuyor ve bu toplum tasarısının asıl dinamiği olarak da, içine girilen kapitalizm çağında kapitalizmin kendi iç çelişkilerinden doğmuş olan işçi sınıfını koyuyordu.

1843 Ekim'inde, Amanya'ya sokulmasının mümkün olacağını düşündüğü bir dergiyi sol hegelci Arnold Ruge'yle birlikte Parise gelir.[25] 1844 Şubat'ı sonunda Fransız Alman Yıllıkları adını taşıyan bir derginin birinci fasikülünü çıkarırlar, ancak iki arkadaş bu dönemde anlaşamamaktadırlar. Ruge'nin görüşleri halkın, toplumun bir yeniden kuruluşu aracılığıyla değil, öğretim ve eğitimin gelişmesi çerçevesindeki aydınlanma yoluyla dönüştürülmesi üzerineydi. Marx ise tersine, bu dönemde genç hegelci döneminden kesinlikle çıkıyor, bundan böyle özel mülkiyetin eleştirisini siyasete, siyasete katılmaya ve bu yoldan da gerçek çatışmalara bağlama[26]ya çalışan bir özel mülkiyet karşıtı olarak görünüyordu. Bu dönemde Marx, bilgilerini büyük ölçüde zenginleştirip siyasal ufkunu büyük ölçüde genişletmiş olarak Paris varoşlarının yolunu tutmuş ve işçi çevrelerinin düzenlediği toplantılarda boy göstermiştir. Marx'ın Fransa'da olduğu bu dönemdeki değişmenin artık iyiden iyiye netleşen bir komünizme kayış olduğunu Cogniot'tan şu cümlelerle öğreniyoruz:

Yaşamın ve Fransız işçilerin savaşımlarının dolaysız bilgisi, burjuva ekonomi politiğinin ve ütopyacı sosyalistlerin yapıtlarının eleştirel incelenmesi, Marx'ın idealizmden materyalizme ve devrimci demokrasiden komünizme kesin geçişini kolaylaştırıyordu. Böylece Marksizm, bir yandan da felsefede bir devrim yaparak, o zaman Avrupa'nın en önemli üç ülkesi olan İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin entelektüel tarihlerindeki en iyi şeylere dayanarak kuruluyordu. Marksizm köklü bir eleştirel yenileşmeden geçirdiği tüm Avrupa düşüncesinin mirasçısıydı.[27]

Marx'ın Paris'te kalışı uzun sürmedi; 1844'te, Silezya'lı dokuma işçilerinin grevini destekleyici yazılar yazmak ve buna benzer bazı uçlar yüzünden, Prusya hükümetini isteği üzerine sınırdışı edidi. Engels ve diğer etkin sosyalistlerle birlikte Brüksel'e gitti. Orada 1848'in büyük olaylarına yol açacak olan hareketlerde hemen etkin rollerden birini üzerine aldı.[28] Bu rol de Engels'le birlikte yazacakları Alman İdeolojisi (Feuerbach) (1845) adlı yapıtı ortaya çıkarmak olacaktı. Kitap keskin bir dille kaleme alınmış bir komünist eylem çağrısı niteliğindedir demek yanlış olmayacaktır. Kışkırtıcı bir söylemle Gerçekte, pratik materyalist için, yani komünist için sorun, mevcut dünyayı devrimci bir biçimde değiştirmek, bulmuş olduğu duruma hücum etmek ve onu pratik olarak değiştirmektir.[29] diyordu.

Marx'ın düşüncelerinde komünizme yönelik netleşmede etkin olan bir başka şeyse, zaten doktora tezinde iyice bildiği ilkçağ materyalist filozoflarına burada (Fransa) bir de Fransız kültürünün ve St. Simon ve Fourier ekollerinin ütopik sosyalistleri ile Prodhon'u izleyenler ve liberaller arasındaki yeni fikir kaynaşmalarının yaşayan etkisini tatması olacaktı.

Artık tamamen politikleşmiş ancak eleştirel düşüncesine de sürekli sadık kalan Marx 1844'teki El Yazmaları ve 1845'teki Alman İdeolojisi yapıtlarından sonra dünyayı dönüştürebilmek için ilişkiler kurmak, temasları çoğaltmak, hareketi örgütlemek işine soyunacaktı. Bu yönde attığı ilk adım da Engels'le birlikte örgütledikleri Komünist Mektuplaşma Komitesi'nin kuruluşu oldu. Kısa sürede mektuplaşma komiteleri çoğaldı.Bu süre içinde çeşitli komünist örgütlerle mektuplaşma temelinde ilişkiler kuruldu ve adeta savunduğu sosyalizme alternatif olarak görülebilecek her türlü etkili yapıta bire bir cevap vermeye çalışıldı. Bunlardan biri de 1847 Temmuz'unda Felsefenin Sefaleti. Bay Proudhon'un Sefaletin Felsefesi'ne Cevap adlı yapıtıdır.

1847 Ocak'ında Avrupa'nın her yanında bunalım ve sefalet görülüyordu. Bir çok işyeri kapanmıştı. Siyasal gerginlik her yerde yükseliyordu. Doğrular Birliği yöneticileri, Marx ve Engels'e bu topluluğa girmeleri ve onun yeniden örgütlenmesine yardımcı olmaları önerisinde bulundular. İki dost bu öneriyi kabul ettiler.[30] Bunun ardından Marx'ın fikirleri etrafında yeniden toparlanma çalışmaları başarıyla sonuçlanacak ve örgüt 1847 Haziranında Komünistler Birliği adını alacaktı. Ve Bütün Ülkelerin İşçileri Kardeştir şeklindeki liberal vurgulu sloganı artık yerini eylem çağrısı niteliğindeki Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz!e bırakacaktı.




[b]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bazid.forumdizini.com
eaSTBazid
Admin


Mesaj Sayısı : 127
Kayıt tarihi : 24/05/09
Yaş : 26
Nerden : Güneşin İlk Doğdugu Yer Doğubayazıt

MesajKonu: Geri: KRAL MARX YAŞAMI   Çarş. Ağus. 26, 2009 7:19 pm

Komünistler Birliği'nin gösterdiği etkinliklerin yanı sıra Marx ve Engels, uluslar arası demokrasiyi birleştirme amacı taşıyan Brüksel Demokratik Derneği'nin yaşantısına da katılmışlardı. 15 Kasım'da Marx derneğin ikinci başkanı seçildi. Derneğin yayın organı olan Brüksel Alman Gazetesi'nde Marx ve Engels, Alman işçilerini ülkelerinde olgunlaşan demokratik devrime hazırlayan makaleler dizisi yayınlıyorlardı. Bu arada Komünistler Birliği'nin Kasım-Aralık 1847'deki ikinci kongresinde Marx ve Engels bir bildirge hazırlamakla görevlendirildiler. 1848 Şubat'ında Londra'da yayınanacak olan bu bildirge ünlü Komünist Manifesto idi.

Denilebilir ki, Manifesto, Marx'ın ideoloji ile içli dışlı oluşunu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyan eserlerinin içerisinde en göze çarpanıdır. Bütün dünya işçilerine seslenen ve üstelik de onları eyleme, dünyayı değiştirmeye yönelik büyük bir eyleme çağıran cümlelerin sahibi, kuşkusuz tarihselci yöntemi ile ortaya koyduğu kuramında bilimin önemli ilkesi olan incelemenin ötesinde olması gerekeni göstermekle geçecekti.

Komünist Manifesto etkinliğinin ardından Brüksel'den de çıkarılmasıyla tekrar Paris'e döndü. Burada Komünistler Birliği üyelerine, halkın gerici Prusya rejimine karşı savaşımını terinde yönetmek üzere teker teker Almanya'ya dönmeyi öğütleyerek yine Engels'le birlikte Komünist Partinin Almanya'daki İstemleri adlı bir broşürünü yayınladılar ve de birliğin merkez komitesine kabul ettirdiler. Bu bildirgede; Almanya'da bir ve bölünmez bir cumhuriyetin kurulması, genel oy hakkı, halkın genel silahlanması, feodal yükümlülüklerin tazminatsız kaldırılışı, prenslere ve beylere ait torakların ulusallaştırılması, artan oranlı gelir vergisi, parasız halk eğitimi, kiliseyle devletin ayrılması isteniyordu. Kısa bir süre sonra Berlin ayaklanması patlak verdi ve Prusya kralı bir anayasa vaat etmek ve bir burjuva hükümet kurmak zorunda kaldı. 13 Mart'ta da Viyana'da tıpa tıp buna benzer örnekler oluyordu.[31]

Almanya'daki bu değişikliklerin ardından artık ülkesine (Köln) dönen Marx işçilerin örgütlülüğünün devamını sağlamak amacıyla yeniden gazete çıkarmaya başlayacaktı. Yeni Ren Gazetesi'nde başyazar olarak işçi hareketinde yönlendirici bir rol oynuyordu. Öte yandan Köln Demokratik Derneğinin yönetiminde de aktif rol almıştı. Yeni Ren Gazetesi, Fransa'dan İtalya'ya, Macaristan'dan Polonya'ya kadar, Avrupa'da savaşım yürüten bütün halk yığınlarının sözcüsü niteliğindeydi. Ren Demokratik ve İşçi Birlikleri Kongresinde Marx, işçileri miting üzerine miting yapmaya çağırıyor, yığınları Prusya hükümetine vergi vermemeye, bir halk milisi oluşturmaya, savaşımı yürütmek için güvenlik komiteleri kurmaya çağırıyordu. Ve doğal olarak bu aktivitenin sonucunda Yeni Ren Gazetesi de kapatılıyordu (16 Mayıs 1849).[32]

Gazetenin yeniden kapatılmasının ardından Marx, önce Paris’e ardından da Londra'ya dönerek Komünistler Birliği'nin yönetimini yeniden kurdu. 1850 MarX'ında yine Engels'le birlikte kaleme aldığı Merkez Komitenin Çağrısı adlı broşürde komünist işçilerin rolünün devrimi varlıklı sınıflar üzerindeki zafere ve iktidarın işçi sınıfı tarafından ele geçirilmesine kadar kesintisiz izlemek olduğunu söylüyordu. İşte bu kesintisiz devrim fikri, gelecekteki gelişmesini Lenin'in burjuva demokratik devrimin sosyalist devrim durumuna dönüşmesi üzerine olan teorisinde bulacaktır. Bu durumu Sabine de şöyle özetler... Kısacası prolerteryanın savaş şarkısı sürekli devrim olmalıdır. Böylece Marx, 1850'de sürekli devrim kavramını sağlamış, Trotsky bunu 1906da benimseyip geliştirmiş, Lenin de 1917'de Rusya’daki orta sınıf devrimiyle ilgili olarak izlediği politikayı geniş ölçüde bu kavrama dayandırmıştır.34]

Yukarıda sıraladığımız pratik çalışmalarının dışında Marx, zamanının büyük bir kısmını 1848-49 dönemindeki Almanya'da yaşanan ihtilal hareketlerinin teorik bilançosunu çıkarmakla değerlendiriyordu. 185’de Engels'le birlikte İktisat ve Siyaset Dergisi'nin altı sayısını çıkartmış, Fransa'da Sınıf Savaşımları adlı eserini bu dergide yayımlamış ve yine Louis Bonaparte'ın Onsekiz Brumaire'ini bu dergi vasıtasıyla yayımlamıştı. Öte yandan bu dönemde Marx hayatının en yoksul dönemlerini yaşamaktaydı ve ynı zamanda hastalık belirtileri de giderek artmaya başlıyordu.Marx ailesi o sırada altı kişiden oluşuyor, dar ve rutubetli iki oda içinde yaşıyordu. Zaman zaman, giysileri güvence olarak rehinciye bırakıldığı için, Marx evden çıkamıyordu. Aile en zorunlu şeylerden yoksundu. Eve bir hekim getirtilemiyordu. Özellikle çocuklar güçlük çekiyorlardı: yedi çocuktan sadece üç kız yaşadı. Doğduktan az sonra ölen Fransizka, bu sıralarda doğmuştu.35]

1850'lerden sonra işçi sınıfı hareketindeki gelişme ve artan mücadeleler dünyanın çeşitli ülkelerinde de etkilerini göstermeye başlıyordu. Çin'de, Hindistan'da, İspanya'da tarih farklı versiyonlarıyla tekerrür ediyordu. İhtilaller, sosyal patlamalar, sokak çatışmaları olanca yoğunluğuyla devam ediyor Amerika'da ırk ayrımı baş sorun olarak yaşanıyordu. Ve 1857'de patlayan bir ekonomik bunalım söz konusuydu.

Marx, tüm bu yukarıdaki sorunlara ilgi gösteriyor, İngilizler tarafından ezilen Hindistanlıları savunuyor, Çin halk yığınları için daha az canlı olmayan bir yakınlık gösteriyordu. 1857'de patlayan ekonomik bunalım ve geleceklerini haber veren büyük olaylar, Marx'ın çok sayıda kitap, uzmanlaşmış dergi, parlamenter belge ve istatistik derlemelerden yararlanarak hazırladığı ekonomi politik yapıtını yayınlama isteğini hızlandırıyordu. Ve 1857'de artı değer teorisinin ana çizgilerini Grundrisse Ekonomi Politiğin Eleştirisi İçin Ön Çalışma adlı eserinde yayınlıyordu.[36] İleride Marx'ın kuramını ele alırken göreceğimiz üzere bu yapıtında, artık tarihi materyalizm düşüncesini daha sistemli şekilde betimlerken tarihte toplumun geçireceği belli başlı evrelerin farklı ülkelerin kendilerine özgü konumları çerçevesinde de olsa zorunlu değişim hiyerarşisini formülize ediyordu. Bundan on yıl sonra da adı Marxla anılan ünlü eseri Kapital’in ilk cildini yayınlayacaktı. II. Ve III. Cildi ise onun el yazmalarını toparlayarak yayınlamak Engels'e düşecekti.

Marx’ın 4 Ekim 1864 günü Carl Klings’ yazdığına göre, Kapital’i meydana getirmekteki niyeti, “burjuvaziye bir daha altından hiç kalkamayacağı teorik bir darbe indirmekti.[37] Birinci Enternasyonal’in kuruluşu da bu döneme rastlar ve bundan sonra Marx pratik mücadele içinde yer almakla birlikte ağırlığını daha çok teorik çalışmalar üzerine yoğunlaştırır. Yine bu dönemde enternasyonal içinde ideolojik ve teorik görüş ayrılıkları vardır. Bakunin, enternasyonal içinde anarşizmi yaymaya çalışmakta ve bir yandan da Marx grubunu örgüt içinde gizli Sosyal demokrasi kliği oluşturmakla suçlamaktadır, öte yandan Lasall'cılar ayrı bir grup olarak hizip kurmuşlardır. Bu dönemde İngiltere ile Birleşik Devletler arasında, Fransa ve Almanya arasında savaş rüzgârları esmektedir. Öte yandan 18 Mart 1871'de Parisli işçiler ayaklanmışlardı. Ancak kısa süren ve adı Paris komünü olarak bilinen ayaklanma hükümet tarafından bastırılmıştı. Bu yılgınlık ve aşırı hizipçilikle malul enternasyonal de artık tarihi görevini tamamlamıştı.

Marx'ın hayatının bundan sonraki dönemi daha çok II. Entenasyonal tartışmaları üzerinde gelişen Gotha Kongresine (1875) yönelik eleştirileri oldu. 1879'da Fransız İşçi Partisi'nin kuruluş çalışmalarında istek üzerine programının hazırlanmasında etkin oldu. İlerleyen yaşı ile birlikte baş gösteren hastalıklar ve hareketli bir yaşam içindeki yorgunluğuyla artık giderek güçsüzleşmişti ve 14 Mart 1883'te bilinen son geldi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bazid.forumdizini.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: KRAL MARX YAŞAMI   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
KRAL MARX YAŞAMI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Yetkinforumda ilk ve tek=Hareketli Nick ..::KomedyeN::.. ..::Kral-Ferdici::..
» artık dns ayarı yapmadan girilmiormu

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bazid Forum Dizini Portal u Forum :: (¯`•._.•Kültür, Sanat, Edebiyat,Tarih•._.•´¯) :: Edebiyat Bölümü :: Biyografi-
Buraya geçin: